Forum: Diğer Konular RSS
Türkçe dili
Sayfa:  1  2  sonraki 
canalpay (Moderatör) #1
Kullanıcı başlığı: Can Alpay Çiftçi
Üye Tem 2009 tarihinden beri · 1133 mesaj · Konum: İzmir
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
acehreli:
Ama konu tabii ki bu kadar kolay değil. Örneğin â bu dizide nerede duracak? Ha ha! :) Eğer â harfine a'dan daha sonra bir sıra numarası versek, "hala" ile "hâlâ"nın sıralamasında bir rahatsızlık olmaz, ama bu sefer de "hâl" "hat"tan daha sonra sıralanacağı için yanlış olur.

Tdk â kullanımını kaldırdı. Zaten çok fazla kullanımı yoktu. Hele bilgisayar ortamında kullanımını tamamen kaybetti gibi.
Bu yüzden bu büyük bir sorun değil. Bence şu anlık Türk alfabesindeki 29 harfe göre sıralama yapsak yeter. Kütüphanemiz Türkçe harfler ile ilgili. Ne arap ne ingiliz harfleri ile alakası olmak zorunda değil. En azından şimdilik. Zaten eğer başka bir şey olursa hemen harfin sıralama dizisinde değiştiririz. Ben bir sözlük açıp sıralamaları nasıl yapıyor bakayım :-) çünkü aaa kelimesi  aa kelimesinden önce gelemez. Ama cmp'de geliyordu sanırım. Yanlış mı hatırlıyorum bilmiyorum.
acehreli (Moderatör) #2
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
D.ershane'de ve bütün forumlarda â kullandığım halde bana bu güne kadar doğrunusunu söylemediniz ha! ;)

canalpay:
Tdk â kullanımını kaldırdı.

Yıllar önce bunu ben de söylüyordum. Bu şakayı yapanı bir yakalasam! :p

Can, bunu hangi kaynağa dayanarak söylüyorsun?

Maalesef TDK çelişkilerle dolu. :/ Örneğin Washington, 29 harfin dışında bir harf içerir.

Sorun şurada: Türk alfabesi, Türkçe yazmaya yeterli değil. :) Örneğin Türkçe'de î, û harfleri de bulunur ama alfabede böyle harfler yok...

Ali
canalpay (Moderatör) #3
Kullanıcı başlığı: Can Alpay Çiftçi
Üye Tem 2009 tarihinden beri · 1133 mesaj · Konum: İzmir
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Yanıtlanan mesaj #1
Bunları düzeltmemiz gerekiyor.
Harf     Kod #     Harf     Kod #
  ç       231       Ç       199
  ğ       287       Ğ       286
  ı       305       İ       304
  ö       246       Ö       214
  ş       351       Ş       350
  ü       252       Ü       220


Sanırım birde bunlar.
  â       226              194
  î       238       Π      206
  û       251       Û       219

Washington
Bunda W kullanılmasının nedeni gerçeğinde W olması. Biliyorsunuz özel adlar değiştirilemez. :-)
acehreli:
Örneğin Türkçe'de î, û harfleri de bulunur ama alfabede böyle harfler yok...
Bu harfler Türkçede bulunmaz. Bir dil bilimci Türk alfabesince tek eksik genizli n mi ne o demişti. O da istanbul ağzında bulunmadığı için ve bizde İstanbul ağzını kullandığımız için bence tam olarak eksik sayılmaz.

Evet şapkalı a kaldırıldı ama sonra yine getilirmiş. Ama bir kurala bağlı olarak getirilmiş. hala ve hâlâ arasında farkı belirtmek için. Yoksa diyarı diyâr diye yazarsak biz hatalı duruma düşermişiz.

acehreli:
Sorun şurada: Türk alfabesi, Türkçe yazmaya yeterli değil
Aslında Türk alfabesi Arapça gibi dillerdeki sözcükleri yazmak için yeterli değil. Buda Türk alfabesinin sorunu değil. ;-)

Ben elime ansiklopedi(genbetik veya bilgilik) alacağım ve ona göre sıralacağız.

acehreli:
Eğer â harfine a'dan daha sonra bir sıra numarası versek, "hala" ile "hâlâ"nın sıralamasında bir rahatsızlık olmaz, ama bu sefer de "hâl" "hat"tan daha sonra sıralanacağı için yanlış olur.

Açıkca bunda ne gibi bir sorun var anlamadım.
acehreli (Moderatör) #4
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
canalpay:
Biliyorsunuz özel adlar değiştirilemez. :-)

Önce baştan uyarayım: ben bunları şimdi kafama geldikçe söylemiyorum ve getireceğin her fikre karşı örneğim olacak. ;)

Şimdi: London özel ad değil miydi yani? ;)

Bu harfler Türkçede bulunmaz.

"Türkçe"yi nasıl tanımladığına bağlı olarak değişir. Türkçe kullanan birisinin Türkçe belgesinde bu harfleri kullansa, kişinin kullandığı dil "Türkçe" olmaz mı?

Tekrar konumuza dönersek, başkalarının ve özellikle çelişkili ve yanar döner TDK'nın hangi kültürel veya sosyal kaygılarla getirip götürdükleri kurallar bizim kütüphanemizi bağlamaz. Çünkü biz "Türkçe kullanımını" destekleyeceğiz.

İsmi Halûk olan bir Türk'ü bir Türk vatandaşları listesinde nerede sıralamak istersin? Nasıl olur da Washington'a özel isim hakkı tanır da Türk oğlu Türk kardeşimize özel isim tanımayız. :)

Kusura bakmayın ama adam Türk ise ismi de Türkçe'dir ve kimsenin kimseye isim değiştirtme hakkı olamaz. Örneğin ne kadar kökene inerseniz inin, benim ismimi de Arap ismi olarak niteleyemezsiniz. Ali, bugün yaşayan bu Türk'ün ismidir.

Bir dil bilimci Türk alfabesince tek eksik genizli n mi ne o demişti.

Türkçe'nin "okunduğu gibi yazılma" gibi bir iddiası vardır ama açık ve kapalı e sesleri tek harfle yazılır. Bak, o da eksik... ;)

O dil bilimcinin belki de bugüne kadar farketmediği bir tane de benden: kelime sonlarındaki r harfini ifade eden harfimiz yok. "Kartal kalkar" derken geçen iki r, birbirinden farklı seslerdir; onları da ayırt eden harf yoktur.

(Daha yeni başladım! :) )

acehreli:
Sorun şurada: Türk alfabesi, Türkçe yazmaya yeterli değil
Aslında Türk alfabesi Arapça gibi dillerdeki sözcükleri yazmak için yeterli değil. Buda Türk alfabesinin sorunu değil. ;-)

Eğer Türk alfabesi "ben okunduğu gibi yazılan dilin alfabesiyim" diye iddia ediyorsa, bu onun sorunudur. Kelimeler dilden dile atlarlar, kökeni başka bir dile ait diye Türkçe'nin kelimelerini dışlayamayız.

(İnan bana, bu konuda saatlerce konuşabilirim. :) Ama buna sonra Türkiye'de buluştuğumuzda devam ederiz.)

acehreli:
Eğer â harfine a'dan daha sonra bir sıra numarası versek, "hala" ile "hâlâ"nın sıralamasında bir rahatsızlık olmaz, ama bu sefer de "hâl" "hat"tan daha sonra sıralanacağı için yanlış olur.

Açıkca bunda ne gibi bir sorun var anlamadım.

"hâl" "hat"tan önce sıralanmalı değil mi? Eğer â'nın kodu a'dan daha büyük ise tam tersine, "hâl" sonra sıralanır. Yani salt harf koduna bakarak hareket edemeyiz.

Ali
canalpay (Moderatör) #5
Kullanıcı başlığı: Can Alpay Çiftçi
Üye Tem 2009 tarihinden beri · 1133 mesaj · Konum: İzmir
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Yanıtlanan mesaj #3
Hâlâ :-) tartışmaya devam ediyorum. Bu sorun olmaz değil mi ? Konuyla ile de ilgili.

Düzeltme eki  (â) ile ilgili kesin karar (Kısaca benim en son dediğim): http://tdk.org.tr/TR/BelgeGoster.a…?F6E10F8892433CFFAAF6…

Latin Yazı Sistemini Kullanan Dillerdeki Adların Yazılışı (Washington ile ilgili): http://tdk.org.tr/TR/BelgeGoster.a…?F6E10F8892433CFFAAF6…

 Ayrıca tartışmları başka bir konuya atsak. Eğer sizin için sorun yoksa bende tartışacağım.
acehreli:
(İnan bana, bu konuda saatlerce konuşabilirim. :) Ama buna sonra Türkiye'de buluştuğumuzda devam ederiz.)

Eğer İzmir'e gelirseniz tartışırız. Benim sizin yaşadığınız yere gitme şansım düşük. :-(

Son olarak bize okulda   öğretilen Dilin canlı bir varlık olduğu. Dil canlıysa sakat olan yerleri yaralı olan sonra düzeltilebilecek yerleri olabilir bence.
acehreli:
"Türkçe"yi nasıl tanımladığına bağlı olarak değişir. Türkçe kullanan birisinin Türkçe belgesinde bu harfleri kullansa, kişinin kullandığı dil "Türkçe" olmaz mı?


Bence Türkçe'nin iki anlam vardır. Biri Türklerin şimdiye kadar kendilerinin çıkardığı dil kuralları ve kendi sözcükleri. Birde şuan başka diller ile de birleşen ama Türklerin çıkardığı dil kuralları ve sözcüklerinin çoğunu kapsayan anlayabildiğimiz dil.

acehreli:
Türkçe'nin "okunduğu gibi yazılma" gibi bir iddiası vardır ama açık ve kapalı e sesleri tek harfle yazılır. Bak, o da eksik... ;)
Bence hiç bir dil yazıldığı gibi okunamaz. En basitinden vurgu bu işe izin vermez. Ama bir ingilizce ile Türkçe'yi karşılaştırın sonra bunu içinizden geldiği gibi söyleyin.

acehreli:
İsmi Halûk olan bir Türk'ü bir Türk vatandaşları listesinde nerede sıralamak istersin? Nasıl olur da Washington'a özel isim hakkı tanır da Türk oğlu Türk kardeşimize özel isim tanımayız. :)

Bence bunun bizle alakası bile yok. Çünkü aslında Kaan diye bir ad yok. Ama şuan bir çok kişinin adı Kaan. Haluk diye de bir      ad yok. Ama bir çok kişinin adı haluk. Ama gerçek isimleri sizin dediğiniz gibi Haluk => Halûk Kaan => Kağan.


acehreli:
"hâl" "hat"tan önce sıralanmalı değil mi? Eğer â'nın kodu a'dan daha büyük ise tam tersine, "hâl" sonra sıralanır. Yani salt harf koduna bakarak hareket edemeyiz.


Evet doğru söylüyorsunuz. Bunun için â dan sonraki harfe bakmak gerekecek. Aynı ise ondan sonraki. Sözcük bitene kadar gidecek. Eğer aynı isede â ya bakacağız. Evet bunu kodlamak sorun olacak. Bence îâû iau kabul etsek ve eğer sözcüklerin yazılışı aynı ise â î û'ya baksak yeter. Zaten tdk bunu diyor.

London

İstisnalar kaideyi bozmaz diye bir laf vardır. :-) Birde İngilizcede binlerce istisna var. Bir çoğu ise çok saçma. Ama bunu herkes olduğu gibi kabul ediyor( Siz orada yaşıyorsunuz. Kabul ediyorlar değil mi ? ) Ama Türkçe'de niye bu kadar tartışma konusu oluyor. Hemen Tdk kabahatli bulunuyor ve suç ona atılıyor. Basından bir kelime atıyor. Tdk bunu uydurdu ne kadar saçma değil mi diyor. Ve Tdk'ya lanet okunuyor. Aslında Tdk ile alakası yok. Ama suç hem Tdk'ya atılıyor, hemde en önemli türetme eklerinden biri öldürülüyor. Ben Tdk'nın türettiği bir çok sözcük okudum. Ve hem kolay söylenebilen sözcükler. Hemde anlamı tam karşılayan sözcükler. ( İngilizcedeki sözcüklerin çoğu bunu karşılamaz. Türkçede de vardır ama ingilizcedeki göre çok daha az. İng. Örnek. walkman. Aaaa adam yürüyor. Bu icat adamı mı yürütüyor :-D Kadını yürütemez mi? Hani eşittik. :-)
acehreli (Moderatör) #6
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
canalpay:
Düzeltme eki  (â) ile ilgili kesin karar (Kısaca benim en son dediğim): http://tdk.org.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4EC2F94D94121ECE

TDK'nın sitesinden de daha önceki yazım kılavuzlarının birden fazla basımından da haberim var. (Sen zaten konu bütünlüğü açısından yazdın herhalde.)

Oradaki, TDK'nın bir sonraki deneysel adımına kadar olan kesin karar. Evet...

Latin Yazı Sistemini Kullanan Dillerdeki Adların Yazılışı (Washington ile ilgili): http://tdk.org.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFBD4383B59FF9B650

Ben de Washington'a karşı çıkmadığımı, ve tutarsızlıklardan birisini London ile gösterdiğimi tekrarlarım. TDK'ya kalırsa "Londra" yazmak yanlış.

Bilemiyorum böyle bir kurumu hangi noktaya kadar ciddiye alabiliriz? Ben, tutarsızlık gördüğüm noktaya kadar ciddiye alıyorum: tutarsız kuralları olduğunda da hemen yaygın kullanımı seçiyorum.

Eğer İzmir'e gelirseniz tartışırız.

Ben Ceviz'cilerle buluşmak için kısıtlı zamanımda Ankara'ya da gitmiştim. Ddili için de İzmir'e giderim... :)

Son olarak bize okulda   öğretilen Dilin canlı bir varlık olduğu.

Hem de nasıl! :) Müthiş bir güç!

Dil, insanın en iç ve en erken yetilerinden birisidir. Onun önüne kurumlarla çıkmaya kalkışanlar hep komik duruma düşmüşlerdir.

Dil canlıysa sakat olan yerleri yaralı olan sonra düzeltilebilecek yerleri olabilir bence.

O konuyu biraz daha açman gerek. Dilin canlı bir varlık olduğunu kabul ettikten sonra "yaralı ve sakat" tanımını neye göre yaparız? Öyle bir tanım bulduk desek, kim düzeltir?

Bence olaya şöyle bakmak gerek: dilin hareketi zaten her zaman için yaralı ve sakat durumundan sıyrılmayı tarif eder. Dil her zaman için doğru yönde akar.

Bu kuvvetin önüne kimse geçemez. TDK gibi kurumlar, insanların yazılı anlaşmaları için bir orta nokta bulma işini görürler. Örneğin Vaşingtın ve Washington kullanımından birisinde anlaşma sağlarlar.

Veya noktalama işaretli olağanüstü derecede önemlidir. Anlam açısından gereklidir.

Bence Türkçe'nin iki anlam vardır. Biri Türklerin şimdiye kadar kendilerinin çıkardığı dil kuralları ve kendi sözcükleri. Birde şuan başka diller ile de birleşen ama Türklerin çıkardığı dil kuralları ve sözcüklerinin çoğunu kapsayan anlayabildiğimiz dil.

Dilin sürekli hareket halinde olduğunu kabul ettikten sonra nasıl olur da bugünkü karışmış halini Türkçe olarak kabul etmeyiz? Nasıl olur da örneğin "ınanç" denen dönem "inanç" denen dönemden daha Türkçe olur? (Sana sataşmıyorum; canlı bir örnek olarak aklıma geldi.)

Hareket eden dilin ancak ve ancak şu andaki hali o dilin tanımıdır.

acehreli:
Türkçe'nin "okunduğu gibi yazılma" gibi bir iddiası vardır ama açık ve kapalı e sesleri tek harfle yazılır. Bak, o da eksik... ;)
Bence hiç bir dil yazıldığı gibi okunamaz. En basitinden vurgu bu işe izin vermez. Ama bir ingilizce ile Türkçe'yi karşılaştırın sonra bunu içinizden geldiği gibi söyleyin.

Yani İngilizce'nin yazımı oldukça tutarsız diye ben Türkçe'yi "okunduğu gibi yazılır" mı kabul edeceğim? İngilizce'nin sorunu başka, Türkçe'nin yanlış nitelendirilmesi başka...

Çünkü aslında Kaan diye bir ad yok. Ama şuan bir çok kişinin adı Kaan. Haluk diye de bir      ad yok. Ama bir çok kişinin adı haluk. Ama gerçek isimleri sizin dediğiniz gibi Haluk => Halûk Kaan => Kağan.

Bunları ismi Kaan olan birisine söyleyebilir misin? :) Bir gün birisi oturdu ve bir isim listesi mi yaptı? Adamın ismi Kaan'sa Kaan'dır...

Birde İngilizcede binlerce istisna var. Bir çoğu ise çok saçma. Ama bunu herkes olduğu gibi kabul ediyor( Siz orada yaşıyorsunuz. Kabul ediyorlar değil mi ? ) Ama Türkçe'de niye bu kadar tartışma konusu oluyor.

Yanlış beyanlarda bulunulduğu için. :) Kimse İngilizce'nin tutarlı olduğunu iddia etmiyor. Türkçeciler ise tutarlıdır diyorlar. Onun için...

Hemen Tdk kabahatli bulunuyor ve suç ona atılıyor. Basından bir kelime atıyor. Tdk bunu uydurdu ne kadar saçma değil mi diyor.

Daha yeni canlı olduğunu konuştuğumuz dile kelime uydurulacak ha... Komik değil mi? :)

walkman. Aaaa adam yürüyor.

Walkman, Sony'nin tescilli bir markasıdır. Pazarlayan insanlar düşünüp ürünlerine koymuşlar. Kurumlardan kat kat güçlü olan insanlar da benimseyip kelime haline getirmişler.

Başka bir örnek olarak fotokopi çekmek için de "to xerox" derler. Xerox da bir markadır.

Bu icat adamı mı yürütüyor :-D Kadını yürütemez mi? Hani eşittik. :-)

Kadın ve erkek için farklı üçüncü şahıs kelimeleri içeren dillerde (en azından İngilizce ve İspanyolca) bugüne kadarki anlaşma, erkek olanını kullanmaktı.

Başka nedenlerle kadınlar için eşitlik arayanlar şimdi dile de de dadandılar ve dildeki bu anlaşmayı da değiştirmeye çalışıyorlar. Eskiden hem kadın hem de erkek anlamında "he" yazılan bağlamlarda "he or she" yazılmaya başlandı.

Ali
canalpay (Moderatör) #7
Kullanıcı başlığı: Can Alpay Çiftçi
Üye Tem 2009 tarihinden beri · 1133 mesaj · Konum: İzmir
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
İlk önce amacım kesinlikle size karşı çıkmak değil. Bence seviyeli bir tartışmada insan pek çok şey öğrenebilir. İnşallah siz bunu seviyeli bir tartışma olarak görüyorsunuzdur.

acehreli:
Ben de Washington'a karşı çıkmadığımı, ve tutarsızlıklardan birisini London ile gösterdiğimi tekrarlarım. TDK'ya kalırsa "Londra" yazmak yanlış.


Hayır doğru.
TDK:
Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dili­mizde yerleştiği biçimiyle yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selanik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollanda, Letonya, Lüksemburg.


Bilirsiniz canlılar sakat doğabilir. Yada sonradan düşerek sakatlanabilir. Mesela Türkçe ilk önce Türkler Müslüman olduktan sonra sakatlandı. Ama bunun din ile alakası yok. Mesela Karahanlılar Müslüman oldukları halde Türkçe'nin gelişiminde önemli rol oynadılar. Ama diğer Türk devletleri yabancı hayranlığı yüzünden Türkçe'yi çok fena sakatladı. Ama Atatürk zamanında Sakatlanan Türkçe'ye doktor görevi görüp Türkçeyi resmen koma'dan kurtardı. Siz belki karşı çıkarsınız bilmem ama Türkçe sözcük kullanma oranları bile bunu doğruluyor.

acehreli:
Bu kuvvetin önüne kimse geçemez. TDK gibi kurumlar, insanların yazılı anlaşmaları için bir orta nokta bulma işini görürler. Örneğin Vaşingtın ve Washington kullanımından birisinde anlaşma sağlarlar.


Bakın bunun önüne TDK geçemez diyorsunuz. O zaman Tdk'yı suçlayamazsınız.

Ama şuan bizde çok fazla yabancı hayranlığı var. Tdk dilin hastanesi olacak ve bunu bu durumdan kurtaracak.  Bilirsiniz doktorlar pek çok insanı kurtarır ama ne yazık ki herkesi kurtaramaz. Bunu bilmeliyiz.

Dilin sürekli hareket halinde olduğunu kabul ettikten sonra nasıl olur da bugünkü karışmış halini Türkçe olarak kabul etmeyiz? Nasıl olur da örneğin "ınanç" denen dönem "inanç" denen dönemden daha Türkçe olur? (Sana sataşmıyorum; canlı bir örnek olarak aklıma geldi.)

Inanç dendiği dönem kavimler göçü olmamıştır. Bir çok Türk asimile olmamış ve dilini bilir. (Bilirmisiniz ki İklim bile Dili etkiler. Sıcak iklimde sözcükler daha sertdir. Örn kulgak. Sonra iklimin etkisi ilede bu yumuşar. Örn: kulak. ) Birde Türklere başka ırklarda az da olsa katılır bunlar da Türklerin ağızların etkiler.

Bunları ismi Kaan olan birisine söyleyebilir misin? :) Bir gün birisi oturdu ve bir isim listesi mi yaptı? Adamın ismi Kaan'sa Kaan'dır...

Söyleyebilirim. Hocamız söylemişti :-) Bunun nedeni nüfus kimliğini çıkaran kişilerin adları doğru yazmaması. Bunu biz de yapıyoruz. Ğ olsun bir çok sözcüğü söylerken belli olmuyor diye atıyoruz.

acehreli:
Yanlış beyanlarda bulunulduğu için. :) Kimse İngilizce'nin tutarlı olduğunu iddia etmiyor. Türkçeciler ise tutarlıdır diyorlar. Onun için...


Atatürk zamanında Türkçe ilk önce böyle düşünülmüştür. Ama ne yazık ki bunun imkansız olacağını bunların nedeninin ağızların bir olmaması olduğu anlaşılmıştır.(Örn: İstanbul ağızı= Geleceğim(Resmi ağız) İzmir ağızı= Gelcem (Yerel ağız) ) O dönemde başlayan bu söylenim gerçek olmayacağı anlaşıldığı halde söylenmeye devam etmiştir. Bunun nedenini Türkçe ile İngilizce gibi dilleri karşılaştırınca göreceksiniz. Türkçe bu söyleme en yakın dillerden biri olunca böyle kabul edilmiştir.

acehreli:
Yanlış beyanlarda bulunulduğu için. :) Kimse İngilizce'nin tutarlı olduğunu iddia etmiyor. Türkçeciler ise tutarlıdır diyorlar. Onun için...


Tutarlı denmesinin iki sebebi var.

1. İngilizce gibi dillerle kıyaslandığında oldukça tutarlı olması.

2. Yabancı hayranlığını kırıp Türkçe İngilizce gibi dillerden daha iyi olduğunu göstermek, savunmak için.

acehreli:
Walkman, Sony'nin tescilli bir markasıdır. Pazarlayan insanlar düşünüp ürünlerine koymuşlar. Kurumlardan kat kat güçlü olan insanlar da benimseyip kelime haline getirmişler.


Pek çok şeyi başkaları koyabilir. Ama bakın insanlar benimsemiş ise bu sözcüğün saçma olduğu gerçeğini değiştirmez.

acehreli:
Kadın ve erkek için farklı üçüncü şahıs kelimeleri içeren dillerde (en azından İngilizce ve İspanyolca) bugüne kadarki anlaşma, erkek olanını kullanmaktı.


Türkçede ise bu erkek olarak değildir. Örn: polis Sen kimisin ? polis. Who are you= I am a policeman :-) Bence Türkçenin kullandığı şey çok daha iyi.

Diller hangi yönde geliştiğini bilir misiniz ? Dili kullanan devletin iyi olduğu yönlerde. Bakın ingilizler ayrım yapmakta iyimiş ve her şeyi ayırmışlar. ayrımcılık doğmuş. Ama Türkçe'nin doğduğu döneme bakın. Göçebe olduğumuz için kadına da erkeğe de ayrım yapamamışız ve Dilde de ayrım olmamış.(bu bir kişinin uydurduğu bir şey değil. Bu dil bilimciler tarafından kabul görür.)

YAni bu :
Başka nedenlerle kadınlar için eşitlik arayanlar şimdi dile de de dadandılar ve dildeki bu anlaşmayı da değiştirmeye çalışıyorlar

Normal ve doğru bir şey. Bakın Türkçede  cinsiyet olmadığı halde(İllaki bir kaç kelime olacak. Bu ayrı bir konu alakası yok konumuzla.) Cinsiyet ayrımı sözcükler arttı. Bunu bir gün düşünürken fark etmiştim. :-)
Avatar
esatarslan52 (Moderatör) #8
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 142 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Yanıtlanan mesaj #6
Bir programlama sitesinde böyle bir muhabbetin geçmesi güzel olmuş. Bilgisayarın her alanı kapsadığının bir göstergesi :).

Fikirlerime gelince. Ziya GÖKALP Türkçülüğün Esasları kitabında dil konusuna da değinmiştir. Eğer bir kelime (arapça,farsçai fransızca vs...) halk tarafından kabul görüp kullaılmaya başlanırsa. O kelime artık Türkçedir demiştir. TDK da şu anda bu politikayı izlemekte. Örneğin "çok oturgaçlı götürgeç" bu halk tarafından kabul görmemiş "otobüs" denilmeye devam edilmiş. Ama diğer yandan "Bilgisayar" kelimesi halk tarafından kabul görmüş ve kullanılmakta. Veya TBMM anlamına gelen kurultayda halk trafından kabul görmemiş. Aynı şey â harfi içinde geçerli ilk başta tam kaldırmışlardı fakat daha sonrada şartlı olarak geri getirildi. Bunlar tamamen halkın gösterdiği refleks doğrultusunda yapılan  şeyler. Bu tutarsızlığa TDK nın dilde özleşme çabalarına karşı eski dil savunucularının sert polemikleri neden oluyor diye bir yerde okumuştum.O yüzden TDK yı tutarsızlıkla suçlamak bana pek doğru gelmiyor.

Sorun şurada: Türk alfabesi, Türkçe yazmaya yeterli değil.  Örneğin Türkçe'de î, û harfleri de bulunur ama alfabede böyle harfler yok...

Günlük yazı dilinde zaten î, û karakterli kullanılmaz. Ölmeye yüz tutmuş karakterlerdir. O yüzde Canın dediği gibi sadece alfabedeki harfleri kapsayacak şekilde cmp veya diğer fonksiyonları yazmalıyız.
acehreli (Moderatör) #9
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Yanıtlanan mesaj #7
Seninle burada anlaşmamız olanaksız. Temelde sorunlar şu:

Senin gözünde, şimdi kaybedilmiş saf bir Türkçe var, benim gözümde ise değişimine halen devam etmekte olan tek bir Türkçe var.

Ben Türkçe'nin de tarihi tek heceli iniltili, homurtulu, vs. dillerin bir dalından geldiğini düşünüyorum. Bir kişinin oturup da "saf Türkçe budur" demiş olacağı bana mantıklı gelmiyor.

Senin seçtiğin bir dönemin Türkçesi, ondan önceki değişimleri de, ondan sonraki değişimleri de gözardı eder.

canalpay:
acehreli:
TDK'ya kalırsa "Londra" yazmak yanlış.

Hayır doğru.

İstisna olarak doğru yani? "Kural budur" dedikten sonra "eskiden beri dilimizde yerleştiği biçimiyle" diye gedik bırakılır mı? Ne kadar eskiden beri? Constantinople senin kulağına nasıl geliyor? Eskiden dilimizde İstanbul diye bir kelime yoktu. (?)

"Yerleştiğine" kim karar veriyor? Benim çoğu e-mail'imde ve arkadaş yazışmalarında "Kaliforniya" yerleşmiştir; kullanabilir miyim yani?

Sorun görüyor musun? Muallak kural olmaz. Eğer kuralları muallak olmadan koyamıyorlarsa, yaptıkları çabada temelde bir yanlışlık vardır.

Mesela Türkçe ilk önce Türkler Müslüman olduktan sonra sakatlandı.

Yani o olaydan örneğin 200 yıl önce Türkçe'ydi, hatta 300 yıl önce de Türkçe'ydi ama sonra bozuldu mu?

Tabii ki öyle olmadı. O olaydan önce de değişimine devam ediyordu. Milliyetçiliğin politik olarak önemli olduğu bir dönemde insanlar o olayı örnek gösterdiler ve sanki dil ondan önce safmış gibi bir hikaye uydurdulur. (Daha da kötüsü, bazılarının buna gerçekten inandıklarından da eminim. Ah "inanç"... Sen nelere kadirsin. :))

Çünkü bir gün Tengri "sizin diliniz budur" diye tegmedi. Ondan önce de dil etrafındaki kavimlerden etkilene etkilene, değişe değişe o güne gelmişti.

Ama diğer Türk devletleri yabancı hayranlığı yüzünden Türkçe'yi çok fena sakatladı.

Bunlar o kadar muallak kavramlar ki... :) Başka birisi de Türkçe'de daha önce adlandırılamayan kavramlara kelime kazandırıldığı için Türkçe'nin zenginleştiğini söyleyebilir.

Bakın bunun önüne TDK geçemez diyorsunuz. O zaman Tdk'yı suçlayamazsınız.

TDK suçlamalarını basından örnekler de taşıyarak sen getirdin.

Ben yalnızca tutarsızlığını, yanar dönerliğini, ve önüne geçme çabasındaki komikliğini eleştirdim. Suçlamadım.

Ama şuan bizde çok fazla yabancı hayranlığı var.

Hayranlık insanlığa has birşey. Son derece doğal ve güzel bir duygu. Ne güzel ki yabancı nefreti değil...

Tdk dilin hastanesi olacak ve bunu bu durumdan kurtaracak.

Dilin değişen bir canlı olduğu konusunda anlaştığımızı sanmıştım. Şöyle düzeltelim: dil değişecek, TDK da izleyecek ve umarız tutarlı kurallar yazacak.

Söyleyebilirim. Hocamız söylemişti :-) Bunun nedeni nüfus kimliğini çıkaran kişilerin adları doğru yazmaması.

"kagan"dan "kağan"a geçişi kabul edip de "kaan"a geçişi kabul etmek olmaz. Desteksiz olur.

Ayrıca teorileri ne olursa olsun, kimsenin bir ismin yanlış olduğunu söylemeye hakkı yoktur. İsim çok kişisel bir olaydır ve kültürüne göre korkunç büyük hakaret olur.

2. Yabancı hayranlığını kırıp Türkçe İngilizce gibi dillerden daha iyi olduğunu göstermek, savunmak için.

Neden? :) Diğer kültürler de alkışlayacaklar mı?

acehreli:
Pek çok şeyi başkaları koyabilir. Ama bakın insanlar benimsemiş ise bu sözcüğün saçma olduğu gerçeğini değiştirmez.

İnsanlar benimsemiş; yani dilin sahipleri benimsemişler ama hâlâ bir azınlık saçma olduğunu söylüyor. Ben bunu anlayamam. Kelime oturmuş: kelime olmuş. O dilin kelimesi olmuş. Başka konuşacak bir şey yok.

Diller hangi yönde geliştiğini bilir misiniz ? Dili kullanan devletin iyi olduğu yönlerde.

Bunu hiç duymamıştım. Ticaretin etkisini bilirim ama hiçbir kültürün "bunlar iyi kullanıyorlar" diye benimsediğini duymamıştım.

Bakın ingilizler ayrım yapmakta iyimiş ve her şeyi ayırmışlar. ayrımcılık doğmuş.

Kelime alırken hiçbir ayrım yapmamışlar ama. Etraflarındaki her dilden almışlar. Sonuçta da örneğin Türkçe'de tek bir kelime karşılığı olan kavramların 5-6 tane ve küçük farklarla değişik anlamı olan kelimesi olmuş.

Bazı insanlar dil zenginliğini kelime sayısıyla ölçerler. Onlara göre İngilizce bu açıdan çok zengin bir dildir.

Ama Türkçe'nin doğduğu döneme bakın.

Bugün bildiğimiz kadarıyla, bütün dillerin doğum yeri Afrika. Bence sen doğduğu dönemi değil, belirli bir dönemi düşünüyorsun? Orta Asya'da yerleştiği dönemlerden birisi mi acaba?

Ali
canalpay (Moderatör) #10
Kullanıcı başlığı: Can Alpay Çiftçi
Üye Tem 2009 tarihinden beri · 1133 mesaj · Konum: İzmir
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Yanıtlanan mesaj #8
Esat Bey dediklerinizin bir çoğuna katılıyorum Ama
esatarslan52:
çok oturgaçlı götürgeç

Bunu Tdk türetmedi. Bunu basın hatta belirli birer kimseler türetip Tdk bunu türetti bakar mısınız ne kadar kötü kelimeler türetiyor dedi. Hatta bu yüzden Türkçe'nin önemli bir türetme eki olan -geç, -gaç eki tamamen öldü. Hatta Tdk biz böyle bir kelime türeteceğimize tren sözcüğünü kullanırız daha iyi dedi. Tdk bildiğim kadarıyla  -gaç -geç ekindeki g'yi düşürüp yeni bir ek gibi yutturmaya çalıştı. Bu biraz da olsa başarılı gibi oldu bence. Ama hala tam olarak gaç geçi karşılamıyor gibi geldi bana. ( ve bakar mısınız yine g düşüyor. Bu ek harf bence eninde sonunda düşecek diye Türk Dil kurumu yeni bir türetme eki kullanma yada o eki 2 - 3 ek kullanarak o eki karşılama yerine bir olayı hızlandırdı ve Türkçe'yi en az zarar vererek belki zarar bile vermeden olaydan kurtarmaya çalıştı.

Ayrıya ten Tdk ilk önce eski Türkçe(öztürkçe) sözcüklere bakar(Yada derleme sözlükler yani köylerde kullanılan sözcüklere bakar. Nedeni köylerin dillerine daha çok sahip çıkması)  kullanılmış ve bu anlamı karşılayacak bir sözcük varsa onu diriltmeye çalışır. Eğer ki diriltilemezse veya o anlamı taşıyan sözcük yoksa kendi sözcük türetir.


TDK'nın her türettiği sözcük tutar mı tutmaz. Mesela Buz dolabı yerine soğutucu'yu önermişler ama buz dolabı tutmuş(Dolap arapçadır.)

TDK'nın hataları var mı ? Bence var.

1. İlk başlarda(Atatürk zamanında) TDK'dan herkes bir sözcük türetmiş( Tabi yeni açılmış. Üyeleri heyecanlı. Benim türettiğim sözcük tutsun diye sözcükler üretiyor.) ve halk bile birbirini anlayamaz olmuş.

2. Şuan teknolojiden iyi yarardıkları halde yeterince yararlanamıyorlar. Mesela bir eklenti olsa e-günlüğe yazı yazdığımızda yazdığımz sözcükleri sözlüğünden bakıp eğer Türkçe değilse Türkçe kelimesini önerse ve hatta gönderdiğimizde sözcüğün üstünde fareyi bekletsek ve anlamı çıksa, bunu sözcüklerin tutması için kullansa iyi olmaz mı olur ? Ama bunu beceremiyor.

esatarslan52:
Günlük yazı dilinde zaten î, û karakterli kullanılmaz. Ölmeye yüz tutmuş karakterlerdir. O yüzde Canın dediği gibi sadece alfabedeki harfleri kapsayacak şekilde cmp veya diğer fonksiyonları yazmalıyız.

Evet bencede ama eğer îû karakterlerini cmd_tr fonksiyonunda yapmayı becerebilirsek yapmalıyız. Düşünün biri bir şey programlayacak ve cmp_tr'den yararlanması gerekiyor. Gelen veri â. Adam ne yapacak. Başka bir dilde böyle bir şey olsa hemen biz D'nin reklamını yaparız.

Ama dediğin gibi â gibi karakterle unutulmaya yüz tutmuş. Zaten cümlede hala ile hâlânın farkı göze çarpıyor. Buda Türkçenin bir gücü olan sözcüklerin cümlede anlam kazandığını gösteriyor. Mesela siz benden iyi bilirsiniz ama ingilizcede Türkçede hasssssta anlamına gelen üç sözcük varmış. MEsela:
Ben bu bilgisayara hastayım.
Ben bu gün hastalandım.
Diğerini hatırlayamıyorum :-)

Ee burada Türkçe sözcükler ingilizce'nin 3'te biri olsa yine aynı anlamı sağlıyor :-)

Birde Türkçe'nin türetme gücünü hiç biliyor musunuz ? Türkçede milyonlarca(Evet yanlış duymadınız milyonlarca sözcük türetebilirmişiz.) Burada örnekler var ama ben başka bakmıştım:http://www.1001kitap.com/Turkce/Dogan_Aksan/turkcenin_gucu…

Sitede şuanlık bakım olduğundan veremiyorum. Sadece size şunu söyleyeyim. Yaz eylem kökü ile bildiğiniz bütün türetme(yapım) eklerini getirin. Hatta yapım ekleri araştırın daha çok getirin. İki üç tane art arda koyarak getirin.

İngilizcede ram nasıl türetilmiş bir öğrenin. Ram' bilgisayar hakkında hiç bir şey bilmeyen birine sorun bilemez ama Türkçedeki bellek lafını sorun az çok bir şeyler söyler ve yakın anlamlar çıkar. Bunu belle-mek'ten bellek anlamını çıkartır. Oradan da bir anlam çıkartmak çok kolay. Ama ram'i bir çobana sorun. Yanıtı koç olur :-) İnanmıyorsanız arayın araştırın. :-)

İngilizcenin türetme gücü kalmamıştır. Gelişigüzel harfleri yan yana getirerek sözcük oluşturuyorlar. Bunun çok fazla kötü yanı var. Hatta bu dil ölü bir dil bile sayılır. Ama bana göre iyi bir yanı var. Sözcükler okunurken daha havalı okunuyor :-)
canalpay (Moderatör) #11
Kullanıcı başlığı: Can Alpay Çiftçi
Üye Tem 2009 tarihinden beri · 1133 mesaj · Konum: İzmir
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
acehreli:
Senin gözünde, şimdi kaybedilmiş saf bir Türkçe var, benim gözümde ise değişimine halen devam etmekte olan tek bir Türkçe var.

Siz belki Türkiye'de yaşamadığınız ve gençlerle(Benim yaşımdaki öğrencilerle) konuşmadığınız için böyle düşünüyorsunuz.
Size açıkca sorayım. "Bugün çok cool olmuşsun. Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni" Walla ndyen turkche'den banne. Qendine ii bak. Hay ar yu ? Bookcu:-D (Gülermisiz ağlarmısınz book = kitap kitapçı :-D)" Gibi sözleri görürseniz buna  ne dersiniz. Değişimi devam eden Türkçe diyorsanız bencede sizinle burada anlaşmamız olanaksız. Elbettee yabancı sözcükler girecek hatta kullanılacak. Bu da Türkçenin yani çorbamızın tadı olacak tuzu olacak. Ama Tuzu bu kadar atarsanız af edersiniz ama bir süre sonra o çorbaya tuz koyan kişinin kafasına geçiririm. Siz ne yaparsınız ? Ben açıkca herkesin sizin gibi Türkçe'yi kullandığını sanıyor ve bu kadar yabancı dilde olsun dediğinizi sanıyorum. Ama ben bile kendim söylediği sözcükleri sayıyorum ve bazen çok yüksek bir oranda yabancı sözcük kullandığımı anlıyorum. Sizce bu iyi bir değişim mi?
acehreli:
"Yerleştiğine" kim karar veriyor? Benim çoğu e-mail'imde ve arkadaş yazışmalarında "Kaliforniya" yerleşmiştir; kullanabilir miyim yani?


Halk karar veriyor ama ben Qendine ii( Japonca bir sözcüktür :-) ) bak diyen halkı ne yapayım. Normalde halk karar verir Tdk bunu yazıya geçirir. Ama Qendine ii  bak diyen kişinin dediğini yazıya değil kafasına geçiririm.

acehreli:
o olaydan örneğin 200 yıl önce Türkçe'ydi, hatta 300 yıl önce de Türkçe'ydi ama sonra bozuldu mu?


Osmanlı zamanında ki saray şiirlerini okuyun lütfen. Eğer diliniz dönüyorsa ve arapça biliyorsanız okuyun. Evet çok güzel ama arapça. O zamam sarayda Türkçe kulanılmaz. Zengin soylular Fransızca konuşur. Eee bizim mazlum halk Türkçe konuşur ve ona ezik dersiniz. O zaman evet yabancı hayranı olmamız normal.

"kagan"dan "kağan"a geçişi kabul edip de "kaan"a geçişi kabul etmek olmaz. Desteksiz olur.

Her şey geçecek diye bir şey yok. Geçtiği filan da yok. Bakın kulak kulgaktan geçmiş Ama Kağan geçmedi. Kulgaktaki gibi bir çok g harfi düştü. Ama Kağandaki hiç bir harf düşmedi.(Ayrıyaten hala kağan kullanılıyor. Ama biri kulgak kelimesini kullanıyor mu? ) Düşmezde. Çünkü Türkçeye hiç uygun değil.(Biraz uygun olmaz anlarım ama bunun onla alakası yok.)

acehreli:
Neden? :) Diğer kültürler de alkışlayacaklar mı?

Kurtuluş zamanı ve daha sonraları hatta şuan bile Türkler kendilerini ezik hissediyor. Babam ile biri bunu konuştuğunda hatta hiç tanımadığım kişiler konuştuğunda bunu teyit edebiliyorum. Bakın kendisini ezik hissetme ayrı başkasını yüce olduğu ayrı.

acehreli:
Bunu hiç duymamıştım. Ticaretin etkisini bilirim ama hiçbir kültürün "bunlar iyi kullanıyorlar" diye benimsediğini duymamıştım.

Bakın benim ülkem tarımı iyi yapar. Tarım araçları hem kendi dilimizden olur. Benim ülkem teknolojiyi iyi yapar ve teknolojim iyi olur.

acehreli:
Bazı insanlar dil zenginliğini kelime sayısıyla ölçerler. Onlara göre İngilizce bu açıdan çok zengin bir dildir.

Daha önce dediğim gibi Türkçede cümleden anlam çıkar. Bu yüzden mecaz olsun pek çok anlam çıkar. Elbette ingilizceden de çıkıyordur ama Türkçe ile bunu karşılaştıramazsınız. Yoksa Türkçede 2 milyon sözcük türetmek zor değil.

Bakın ingilizceye istisnalar İngilizceyi öğrenirken bebeklerin bile anasını ağlatır :-)

Keşke bağlantıyı bulabilsem. Biri İngilizce Fransızca gibi dilleri biliyormuş. Türkiye'ye tatil için gelmiş ve Türkçe öğrenmiş ve Türkçe'nin çok iyi bir dil olduğunu söyleyip bazı dillerle karşılaştırmış. Adam Türkçeyi 26 kişiye mi ne öğretmiş. Adam mesela bebeklerin dil öğrenme şeklini karşılaştırıyor. Diyor ki:
-Bebekler ingilizceyi 3-4 yıl içinde öğrenirlermiş.
-Arapçayı 10-12 yıl içinde
-Türkçeyi 2-3 yıl içinde.

Türkçe diyor çok sistematik diyor. İngilizce gibi değil yani. İngilizceyi php'ye benzetebiliriz. Yamalı bohça. Her şeyden bir şey var ama ne var ne yok anlaşılmıyor.
Avatar
esatarslan52 (Moderatör) #12
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 142 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Yanıtlanan mesaj #10
canalpay:
Esat Bey dediklerinizin bir çoğuna katılıyorum Ama
esatarslan52:
çok oturgaçlı götürgeç

Bunu Tdk türetmedi. Bunu basın hatta belirli birer kimseler türetip Tdk bunu türetti bakar mısınız ne kadar kötü kelimeler türetiyor dedi.
Yazımda bunu TDK türetti demedim zaten. Kelime türetme tek bir kuruma ait değildir fakat bunun Türkçe olarak kabulünü yasallaştıran TDK dır. Ve bunu çıkartan basından ziyada senin deyiminle belirli kimseler benim deyimimle eski dil savunucuları olarak bahsettiğim kişi veya gruplardır.  Medya sadece bunu kullanmıştır.

Hatta bu yüzden Türkçe'nin önemli bir türetme eki olan -geç, -gaç eki tamamen öldü. Hatta Tdk biz böyle bir kelime türeteceğimize tren sözcüğünü kullanırız daha iyi dedi. Tdk bildiğim kadarıyla  -gaç -geç ekindeki g'yi düşürüp yeni bir ek gibi yutturmaya çalıştı.

Dediğin doğru. Neden bunu yaptılar biliyor musun. İstanbul ağzına uymayıp çok kaba kaçtığı için. Dediğin gibi yeni bir kelime türetmeden önce köylerde kullanılan sözcüklere bakarlar uygun kelime bulurlarsa bunu İstanbul ağzına uygun hale getirirler. Mesela "oturgaç" yerine "oturaç" denmesi. Ben karadenizliyim, orta karadeniz. Ama 10 yaşımdan beri batı illerinde yaşıyorum. Memlekette "oturgaçı getir" derler ama batıda "oturaç" kullanıyolar.
İngilizcede ram nasıl türetilmiş bir öğrenin

Söylediklerine tamamiyle katılıyorum fakat verdiğin örnek yanlış olmuş. Ram(Randım Access Memory- Rasgele Erişimli bellek) bir kısaltmadır. Çalışma mantığından dolayı bu adı almış.

Neden?  :-)  Diğer kültürler de alkışlayacaklar mı?

Hocam mesela diğerlerinin alkışlamasından ziyade özentiliği ortadan kaldırmak. Bir çok akademisyen makalelerinde kelimenin Türkçe  anlamının olduğunu bildiği halde İngilizce anlamını kullanmakta. Bu nedenlerle gençlerede bulaşmakta ve dilde yozlaşma başlamakta. Örneğin bir çok kafe, bar, marka ismi İngilizce.

Canı tebrik etmek lazım dil hakkındaki bilgileri ve duyarlılığından dolayı :).
canalpay (Moderatör) #13
Kullanıcı başlığı: Can Alpay Çiftçi
Üye Tem 2009 tarihinden beri · 1133 mesaj · Konum: İzmir
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
esatarslan52:
Mesela "oturgaç" yerine "oturaç" denmesi. Ben karadenizliyim, orta karadeniz. Ama 10 yaşımdan beri batı illerinde yaşıyorum. Memlekette "oturgaçı getir" derler ama batıda "oturaç" kullanıyolar.


Benim bildiğim oturak kullanılır. Oturaç oturma organı olarak kullanılır. Hatta ben sinirlenince oturgacından laflar sallama derim :-D Evet dediğiniz doğru ama bu yavaş bir dilimde olacaktı. Ama medya yüzünden oturgaç lafı öldü. Belki o yüzden organ olarak kullanılıyordur :-D Zaten oturak onu karşılıyor gibi geliyor bana.

Bakın neden kaba kaçıyor yada biz öyle sanıyoruz biliyor musunuz ? Çünkü iklimimiz değişti. Daha çok sıcak çöl iklimlerinde sert ünsüzler kullanılıyor. Buna orta asyanın sıcağı ve anadoluya geldiğimizde g harfini bırakmamızı örnek verebiliriz.

Ama Kagan sözcüğüne bakın:
Kulgak kulak olmuş ve g atılmış. Bir çok sözcükte atılmış diye biliyorum.
Ama kagan kağan olmuş. G atılamamış. Sadece yumuşamış. Çünkü atılırsa Türkçeye hiç bir şekilde uymuyor. Bakın mesela bu abi sözcüğünde de var. Gerçeği ağabey. Tamam normal. Biz abi yazıyoruz. Ama gerçekten abi mi diyoruz. Bir gerçekten abi diyin birde ağbi deyin. Sizin hangisini dediğinizi kararlaştırın. Ben ağb(i)(e) karışımı bir şey diyorum. Ama abi demiyorum. Ama neden abi yazayım. Hadi abi özel ad değil ama kağan özel ad. Bu ona yapılan saygısızlık değil mi sizce? Birisinin adı Can olsa ben onu değiştirip Çan yapsam onun hoşuna gider mi. Açıkcası benim ki gitmez. Ama neden kağan diyeceğeğimize kaan diyelim. Bu ona ayıp değil mi ?


esatarslan52:
Söylediklerine tamamiyle katılıyorum fakat verdiğin örnek yanlış olmuş. Ram(Randım Access Memory- Rasgele Erişimli bellek) bir kısaltmadır. Çalışma mantığından dolayı bu adı almış.

Tamamen doğru olmuş. Bakın eğer öyle uzun bir ad verip ilk harflerini alırsanız bu dilin öldüğü türetme etkisi kalmadığını gösterir. Bu yüzden bu yolla türetilir. Hatta Türkçe'den de böyle bir sözcük türetelim denmişti. Diğerleri de Türkçe'yi diğer dillerle karıştırma. Türkçe ölü bir dil değil demişti. Çünkü Ram  lafını ortaya koysalar nedir diye sorsalar bilemezsiniz. Ama bellek lafını sorsalar bilirsiniz. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Eğer ne anlama geldiğini tahmin bile edemiyorsanız o dil ölüdür.

Bu arada diğer dillerden sözcük alınımına neden karşı olduğumu ve İngilizcenin niye aldığını söyleyeyim:

1. Eğer kendi sözcüklerinizi türetemiyorsanız ya ölüsünüz yada ölüyorsunuz demektir. Buna örnek canlı vücudunu verebiliriz. Dil sözcük üretemiyorsa yani vücut hücre üretemiyorsa dil başka dillerden sözcük alıyorsa yani vücut hücreleri yok oluyorsa tahtalı köye gidersiniz.

2. Ben karşıyım çünkü eğer başkasının dilinden sözcük alıyorsak dilimiz öldü demektir. Ama ölmedi. Siz bir insanı ölmeden mezara koyarmısınız ? Ama dilde canlıydı hani ? Onu mezara koydunuz. Siz şimdi dil katili değil misiniz ?

Bu arada bu Ali Bey'e özel değil. Hatta Ali Bey'i kutluyorum. Yabancı bir ülkede olduğu halde Türkçesi oldukça temiz ve saf. Ama herkesinki öyle değil. Benimki bile.


Ben şuan size haksız gelebilirim. Çünkü demek istediğimi anlatamıyorum. Bunun nedeni de Türkçe'yi yabancı sözcükler(Az bir şey olsa önemli değil. Ama Çorbanın tuzu nasıl çok olursa tadı kötü oluyorsa bence aynı şey dil için de geçerli.) ve dili yanlış kullananlar. O insanlar yüzünden bende Kötü kullanıma alışıyorum ve derdimi karşımdakine anlatamıyorum. Bunun kitap ile de ilgisi yok. Allah aşkına bir düşünün kaç saat kitap okuyorsunuz kaç saat konuşuyorsunuz. Eğer kitaptaki gibi karşınızdaki insanda düzgün konuşsa bizde düzgün konuşmayı öğreneceğiz. Ama karşımızdaki kötü konuşunca ben normal bir düzeyde bile konuşamıyorum.
acehreli (Moderatör) #14
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Bu tartışma daha alt konulara da dallanacak ve hiç bitmeyecek. :) Ben hiçbir şekilde fikrimin değişmeyeceği maddeler de dahil olmak üzere kendi fikirlerimi özetleyeyim:

Dilin geçmişteki bir anını bugünkü anından daha Türkçe olarak nitelendirmeyi hiçbir şekilde kabul edemeyeceğim. Çünkü kendisiyle çelişen bir kavram: Örneğin, 600 yılındaki halini kabul etsek, 590 yılındaki halinin değişmişi olduğu için olmaz. Çünkü aynı mantıkla, 600 yılındaki hali, değiştiği için "bozulmuştur." Bu şekilde gidersek Afrika'daki ilk "klik"li "tik"li proto dile erişiriz ve ancak o ilk dili saf olarak kabul ederiz. (İlgisiz bilgi: Bir teoriye göre, Türkçe'deki "tek", ta o en eski dilden kalma bir kelimedir.)

Dilin hangi noktasına bakarsanız bakın, hep daha önceki halinin biraz değişmişi ve komşu kültürlerden etkilenmişidir. Yani eski halini yeğleyen kişi, kendisiyle çelişmemek için en eskiye gitmek zorundadır.

Çelişmemek için seçene: dili bütün tarihiyle kabul etmek, ve elimizde olan halini kucaklamaktır. :) (Ben aynen öyle yapıyorum.)

"cool" da dahil olmak üzere günümüzdeki Türkçe'deki bütün değişiklikler de doğaldır ve dilin tanımına uyar: dil durmaz, hep değişir. Geçmişteki değişikliklerden tek farkı, iletişimin hızı nedeniyle bugün değişimi çok daha fazla hissetmemizdir. Bunun "kagan"ın "kağan"a dönüşmesinden veya daha önceki bir kelimenin "kagan"a dönüşmesinden hiçbir farkı yoktur.

Bu anlamda, "dolap"ın Arapça olduğunun söylenmesini de anlayamıyorum. Evet, Arapça'dan "gelmiştir" ama Türkçe'dir. İşte burada da anlaşamıyoruz ve herhalde hiç anlaşamayacağız. :) Ben bir Türk olarak her gün "dolap" diyorum; bu, kelimeyi Türkçe yapmaya yeter.

Herhangi bir dilin başka bir dilden daha üstün veya daha iyi olduğu gibi tartışmalara da kapılmamalıyız ve beni çekemezsiniz. ;) Hele kendi seçimimiz olmadan içine düştüğümüz bir dil nedeniyle de övünmemeliyiz.

Can sonsuz ekleri kıstas kullanarak Türkçe'yi üstün görmüş; ben de başkalarının "ismi olan kavram sayısı" nedeniyle İngilizce'yi üstün görebildiklerini söyledim. Görüldüğü gibi, bunlar hep görece karşılaştırmalar. Her dili diğerinden üstün gösteren karşılaştırmalar kurulabilir.

Son ve kişisel olarak, umarım beni sizden daha az Türkçeci olarak görmüyorsunuzdur. Dil, ve özellikle Türkçe son derece ilgimi çeker. Dil üstüne kitap da okurum makale de... (Çok ilgisiz olarak: bildiğim tek Türkçe yazım denetimi programının yazarı çok yakın arkadaşımdır, haftada bir kaç kere görüşürüz, ve Türkçe sıklıkla gündeme gelir. :))

Ali
canalpay (Moderatör) #15
Kullanıcı başlığı: Can Alpay Çiftçi
Üye Tem 2009 tarihinden beri · 1133 mesaj · Konum: İzmir
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
acehreli:
Can sonsuz ekleri kıstas kullanarak Türkçe'yi üstün görmüş; ben de başkalarının "ismi olan kavram sayısı" nedeniyle İngilizce'yi üstün görebildiklerini söyledim. Görüldüğü gibi, bunlar hep görece karşılaştırmalar. Her dili diğerinden üstün gösteren karşılaştırmalar kurulabilir.


Açıkcası çok sözcük olduğunda gerçekten dil daha gelişmiş olsaydı, enine gelen sözcük üretirdi :-D

acehreli:
"cool" da dahil olmak üzere günümüzdeki Türkçe'deki bütün değişiklikler de doğaldır ve dilin tanımına uyar: dil durmaz, hep değişir. Geçmişteki değişikliklerden tek farkı, iletişimin hızı nedeniyle bugün değişimi çok daha fazla hissetmemizdir. Bunun "kagan"ın "kağan"a dönüşmesinden veya daha önceki bir kelimenin "kagan"a dönüşmesinden hiçbir farkı yoktur.

İşte anlaşamadığımız tek nokta. Bence ve gerçekten de cool dile zarar verir. Bakın Türkçe'ye girerken Türkçe'ye az çok uyan kelimeler vardır. Dersiniz ki bu zarar vermez. Dilin tuzudur, biberidir.

Ama siz dile uymayan bir sözcüğü dile sokarsanız ki cool gibi. Bu sözcük Türkçede karşılığı olduğu halde sırf hava basmak için sokarsanız bence bu dile zararlıdır. Kötü bir şeydir.

Mesela mekteb katib mektub ... Bunlar arapça da mkb sessiz harfleri ile türetilir. Ama Türkçede böyle bir türetim yok. Sizce bunun yerine Türkçe sözcüğü ilk defa duyduğumuzda ve anlamını bilmediğimiz halde anlamını anlayabilsek daha iyi değil mi ?

Ama ne yazık ki sözcükler Türkçe değilse yukarıdaki gibi anlamamız için o dili öğrenmemiz gerekir.

Hiç cool davranmıyorsun, kendini coollandırtıyorsunuz :-D


acehreli:
Dilin geçmişteki bir anını bugünkü anından daha Türkçe olarak nitelendirmeyi hiçbir şekilde kabul edemeyeceğim. Çünkü kendisiyle çelişen bir kavram: Örneğin, 600 yılındaki halini kabul etsek, 590 yılındaki halinin değişmişi olduğu için olmaz. Çünkü aynı mantıkla, 600 yılındaki hali, değiştiği için "bozulmuştur." Bu şekilde gidersek Afrika'daki ilk "klik"li "tik"li proto dile erişiriz ve ancak o ilk dili saf olarak kabul ederiz. (İlgisiz bilgi: Bir teoriye göre, Türkçe'deki "tek", ta o en eski dilden kalma bir kelimedir.)


Hayır olur. Dillere sözcükler normalde girse bile belirli bir kurala göre girer. Ama işte belirli bir kurala göre veya toplumun ihtiyacı yüzünden değil de hava atmak için giriyorsa benim karşı olduğum yerdir burası. Burada siz bana katılmıyorsunuz sanırım. ÇÜnkü Cool lafı tam   bu tanıma cuk diye oturuyor ama siz bunun normal olduğunu savunuyorsunuz.


acehreli:
Bu tartışma daha alt konulara da dallanacak ve hiç bitmeyecek. :) Ben hiçbir şekilde fikrimin değişmeyeceği maddeler de dahil olmak üzere kendi fikirlerimi özetleyeyim:

Aslında düzeyli bir tartışma olarak devam ederse çok iyi olur. Ama sizin işiniz olduğu ve d.ershaneye devam etmek zorunda olduğunuz için evet bitirmeliyiz.
Doğrulama Kodu: VeriCode Lütfen resimde gördüğünüz doğrulama kodunu girin:
İfadeler: :-) ;-) :-D :-p :blush: :cool: :rolleyes: :huh: :-/ <_< :-( :'( :#: :scared: 8-( :nuts: :-O
Özel Karakterler:
Sayfa:  1  2  sonraki 
Bağlı değilsiniz. · Şifremi unuttum · ÜYELİK
This board is powered by the Unclassified NewsBoard software, 20100516-dev, © 2003-10 by Yves Goergen
Şu an: 2017-11-20, 01:36:01 (UTC -08:00)