Forum: D Programlama Dili RSS
DConf 2013 izlenimlerim
acehreli (Moderatör) #1
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Konu adı: DConf 2013 izlenimlerim
DConf olayı yaklaşık iki saat kadar önce bitti. Bütün olay kafamda tazeyken yazmazsam unuturum... :)

Öncelikle, inanılmaz bir dört-beş gün geçirdiğimi söyleyeyim. Benim ve diğerlerinin tahminlerinin ötesinde ve son derece güzel ve verimli geçti. Teknik düzeyi yüksek sunumlar; insanların birbirlerini yüz yüze görebilmeleri... Sunum aralarında ve sonradan otel lobilerinde devam eden sohbetler bir çok teknik konuyu bağladı ve çözüm getirdi. (Örneğin, galiba "rvalue references" konusu sonunda çözülmüş oldu.)

Özellikle kendi adıma, hâlâ inanamadığım derecede başarılı geçti.

Hem Walter'ın açılış konuşmasında hem de Andrei'nin kapanış konuşmasında "Ali'nin yazdığı kitap" konusu geçti. İzleyiciler arasında C++ dünyasının babalarından Chuck Allison da vardı. Utah'ta bir üniversitede bilgisayar programları ile ilgili bir ders veriyormuş ve 2006'dan beri başka bir dilin yanında D de öğretiyormuş. Ders kitabı olarak benim kitabımı okutmaya karar verdi! (Daha önce söylemiş miydim? Bir kaç ay önce başka bir üniversiteden bir profesör de aynı şeyi yazmıştı. Benim kitap iki üniversitede kullanılıyor. :)) Chuck, iki gün içinde kitabın üç yüz sayfasını okuyuverdi ve beğendiğini söyledi.

Sunumumdan ne teknik içerik olarak memnunum ne de akıcılık. Buna rağmen, bir çok kişi çok başarılı olduğum konusunda tebrik etti. Birisi profesyonel olarak mı bu işi yaptığımı sordu; başka birisi son derece pedagojik ve öğretici bulduğunu söyledi... Baba D'cilerin en az ikisi, sunumdan bilmedikleri bir şeyler öğrendiklerini söylediler. Birisi, Scott Meyers'ın tarzına benzettiğini söyledi. (İnanılır gibi değil! :) Eğer doğruysa çok gurur duyarım...) Konuşmacılardan birisi C++'ın "Effective C++" kitaplarına gönderme yaparak "Effective D"nin yazılması gerektiğini söylemesinden sonra, arada, Walter da o kitabı Ali'nin yazmasını beklediğini söyledi. (Aslında David Simcha'nın konuşması da benzer tarzdaydı ve onunki çok daha teknikti ve bence "Effective D"ye daha uygundu. O da yazsın. :))

Daha bitmedi: Socimantic'ten birisi benimle kısacık bir söyleşi bile yaptı! Sanırım şirket bloglarında göstereceklermiş.

Görüldüğü gibi biraz mutluluktan uçuyor durumdayım.

Sunumları, insanları, ve olayları daha sonra yazarım...

Ali
Avatar
zekeriyadurmus #2
Kullanıcı başlığı: Talha Zekeriya Durmuş
Üye Eki 2012 tarihinden beri · 701 mesaj · Konum: Samsun/Türkiye
Grup üyelikleri: Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Çok sevindim :) Ortaya çıkardığınız bir ürünün bu şekilde değer görmesi gerçekten çok gurur ve mutluluk verici bir olay :)

Belki de resmi bir kitap haline getirilir kitabınız :) Bir çok dile çevrilir. Bu harika olur :)

D diline tam anlamıyla Türkçe dil desteği getirilebilir.

Bir de üniversitelerde sizin kitabınızdan eğitim verilmesi çok hoşuma gitti :D çok sevindim :D Aklıma hemen şu geldi ilerliyoruz. Evet oldukça çok ilerliyoruz biz Türkler şu an kendi uçağımızı tankımızı yapıyoruz ve şimdi de sizin kitabınız üniversitelerde eğitim amaçlı kullanılıyor :) Bu harika nedense yazınızı okuyunca ben de çok sevindim :)

Sunumları, insanları, ve olayları daha sonra yazarım...
Bu haberi aldık ya hocam yazmasanızda olur :P

Zekeriya
Bilgi meraktan gelir...
Avatar
Salih Dinçer #3
Üye Ock 2012 tarihinden beri · 1912 mesaj · Konum: İstanbul
Grup üyelikleri: Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Açıkçası okudukça yüzüm gülmeye ve kendim yaşamış gibi sevinmeye başladım, tebrik ederim...:)

Bir de unutmaktan bahsediyor Ali hocam ya, bunlar unutulur mu hiç. Sen şimdi bir güzel dinlen çünkü olmadı bu. Uzun olacak, şöyle bir kaç sayfa...:)

Neyse, o zamana kadar satır aralarını keyword yapıp internette araştıracağım. Ama bu uzun sürmeyebilir o yüzden lütfen elini çabuk tut. Hani resim? Bir resimi çok mu görüyorsun bize...:D

Özetle verimli geçtiğine sevindim. Bazı uzman D'ciler bir şeyler öğrenmişler bile. Acaba bunlar neydi, merak ettim doğrusu... :rolleyes:

Son olarak kitabın bu kadar ilgi görmesinden mütevellit, İngilizce sürümüne ağırlık mı versek diyorum? Bilemiyorum, senin için düşünürken İngilizce yazıp söylemek mi kolay yoksa Türkçe mi? Türkçe ise birebir çeviriler için el birliği yapalım. İngilizce ise aynı şekilde biz Türkler için de satır aralarındaki ifadelerin kaçmaması gereken bir çeviri daha gerekecek ki onu ancak sen yaparsın. Çünkü yazarı sensin. Her ne kadar edebi eserlerde birebir çeviri mümkün olmasa da her ikisini de birbirine en yüksek derecede yaklaştırırsak çok iyi olacağı kanaatindeyim.

Başarılar...
Bilgi paylaştıkça bir bakmışız; kar topu olmuş ve çığ gibi üzerimize geliyor...:)
Avatar
Salih Dinçer #4
Üye Ock 2012 tarihinden beri · 1912 mesaj · Konum: İstanbul
Grup üyelikleri: Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Yanıtlanan mesaj #1
acehreli on 2013-05-04, 00:13:
... sohbetler bir çok teknik konuyu bağladı ve çözüm getirdi. (Örneğin, galiba "rvalue references" konusu sonunda çözülmüş oldu.)
Evet, şurada (yaklaşık 20 saat önce açılan) hararetli bir tartışma devam ediyormuş:

Rvalue references - The resolution

(An itibariyle 7. sayfada!)
Bilgi paylaştıkça bir bakmışız; kar topu olmuş ve çığ gibi üzerimize geliyor...:)
acehreli (Moderatör) #5
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Bütün hatırladıklarım... :)

Saydamlar: Haftalardır sunumu bitirmeye çalışıyordum. Ne içereciğine karar vermenin yanında, bazı denemeler yaparak konuya tam hakim olmaya da çalışıyordum. Anlamadığım durumların galiba ikisinin dmd hatası olduğunu keşfettim ve galiba ikisi de en azından 2.063'ün beta sürümünde giderildiler.

Ben de işini son ana bırakanlardanım. Buna rağmen saydamlara bir kaç hafta öncesinden başlamıştım ama bir türlü sonunu getiremiyordur. Hatta, saydamları bir türlü akıcı bir sıraya yerleştiremiyordum. Bir noktada öncelikle konuşma metnini yazmanın akıllıca olduğunu düşünerek önce onu yazmaya başladım. Saydamları da ona yetişecek biçimde eklemeyi düşündüm. Ancak, ne yazarsam yazayım saydamlara bakarken konuşma metni aklıma gelmiyordu. :) O yöntemi boşvermeye karar verdim.

Üstüne, tam da konferanstan önceki hafta uzakta oturan arkadaşlarımız buralara geldiklerini ve bizde kalmak istediklerini söylediler. Neyse ki kendi işleri olduğu için onlarla zaman geçirmek zorunda değildik.

Onların burada oldukları Cumartesi, Pazar, ve Pazartesi toplam beş kere yoğun kafe oturumu yaptım. :) Her seferde en az bir buçuk saat verimli biçimde saydamlar üzerinde çalıştım. Daha önceki zamanları da eklersek kırk tane uyduruk saydam için nasıl o kadar zaman harcandığını anlayamıyorum. :)

Konferans bir sonraki Çarşamba'dan Cuma'ya kadar üç gün sürecekti. Kendime bir gün daha zaman vermek için Salı'dan itibaren dört gün tatil aldım. (Konferansta konuşmacı kabul edilmiş olan çalışanlarına o süreyi seve seve veren şirketler de var ama içinde bulunduğum grubun şimdilik Python teknolojilerine kaydığına bakarak böyle bir şeyi istemenin yerinde olmayacağını düşünmüştüm.)

Pazartesi günü işe gittim. Sunumumu öğle tatilinde iş arkadaşım Pavan'a sundum. Saat de tuttuk. Bir kaç dakika uzun kaldığımı farkedince ve zaten saydamlarda fazla metin olduğunu farkedince bir iki saydamı çıkartmaya ve metinleri kırpmaya karar verdik. İşin kötüsü, o sunum sırasında bayağı tutuktum. Her saydama önce hayatımda ilk defa görüyormuşum gibi bakıyordum. Ne yapalım... Asıl sunuma kadar iki günde belki daha iyi olur diye ummaya başladım.

Pazartesi akşamı bazı insanların buralara geldiklerini duymaya başladık. Zaman harcamaya gerek olmamalı... :) David Nadlinger'ı otelinden aldım ve Walter, Andrei, ve başkalarının da kaldığı Aloft Otele gittik. Oradakilerle haberleşmediğimiz halde nasıl olsa lobide karşılaşacağımızı umuyordum. Zaten onlar gelmeseler de David ile zaman geçirmek nasıl olsa bile büyük fırsattı.

Otele önce Andrei geldi. Üçümüz oturmaya başladık. Sonra Manu Evans (Avustralya) ve Iain Buclaw (İngiltere) asansörden çıktılar. En sonunda da Walter ve Brad Anderson otele beraber geldiler. Walter internetteki gördüğümüzden çok daha sıcak, şakacı, ve akıllı birisi. (Zaten bütün sürede de farkedeceğim gibi, herkes son derece iyi insanlardı.) Brad henüz sessiz ama sonradan anlayacağım gibi o da çok akıllı, şakacı, ve arkadaşça. Walter ile uzun süreli dostlukları olduğu anlaşılıyor. İkisi de Seattle'dan geliyorlar.

Manu çok hoş sohbet birisi. (Manu Salı akşamı benim davetlim olarak ACCU toplantımızda konuşmacımız da olacak. Minnettarım.) Iain şimdilik biraz sessiz duruyor. David'in Avusturyalı olduğunu ve İsviçre'deki o meşhur üniversitede ikinci sınıfta olduğunu öğreniyorum... Sohbet sırasında Eiffel dilinin yaratıcısı Bertrand Meyer'ın da o okulda hoca olduğunu öğreniyorum.

Gelemeyen üç kişiye üzülüyorum: Sunumu olduğu halde Dmitry Olshansky Amerika'ya giriş vizesi alamamış. Son zamanlarda dmd'ye en büyük katkıyı vermekte olan Kenji Hara yeni bir işe girdiği için kendisini oraya adamaya karar vermiş. :) En fazla hata raporu açan ve bir çok geliştirme önerisi getiren bearophile da ne yazık ki yok.

Walter özellikle Andrew Edwards'dan bahsediyor. Bu adamın Amerikan ordusundan iki sene sonra emekli olacak olan ve "Åkerön'un Doğuşu" gibi konuşması olan kişi olduğunu öğreniyorum. Konuşmanın D ile ne ilgisi olduğunu anlamamış durumdayken bu adamın konferansa 5 bin dolar katkıda bulunduğunu öğreniyorum. Walter herkese "o adamın bütün biraları benden; sakın para ödetmeyin" gibi şaka yapıyor. (Andrew'un aslında içki içmediğini daha sonra öğreniyorum. :))

Andrei herkese o gece lobide herkese bira ısmarlıyor. :) Otel pek bir hoş ve hatta lobisi bir bar gibi. Bizden başka gruplar da var. Hepsi kimbilir nereden Silikon Vadisi'ne iş gezisine gelmişler. Otele gelmeye karar verdiğime seviniyorum çünkü sunum stresim gittikçe azalıyor. Sunumu izleyen insanlar arkadaşlarım olunca işler çok daha rahat... :)

Programa göre, Salı günü Andrei ve Walter D dersi vereceklerdi ama yalnızca iki kişi yazıldığından onu iptal etmişler. Andrei hepimizi ertesi gün (Salı) Facebook'ta yemeğe davet ediyor.

Salı günü uzun uyumaya karar veriyorum ve hiç strese girmeden yavaş hareket etmek istiyorum. Ne yazık ki aynı nedenden Andrei'nin yemeği erkene aldığını geç farkediyorum. David zaten kiralamış olduğu bisikletiyle Facebook'a gitmiş bile; ben de on dakika geç varıyorum.

Bu, Facebook kampüsüne ikinci gidişim. Daha önce geçen sene C++ konferansları için gitmiştim. O konferans hafta sonu olduğundan hiç bu kadar güzel olduğunu farketmemiştim. Ortalık biraz da öğle tatili olduğu için cıvıl cıvıl insanlarla dolu. Binaların arası Truman Show filmini andıracak kadar yapay görünse de çok çekici. Herkes şık; paçoz bilgisayarcı görüntüsü yok. :) Google ve başka firmalarda da olduğu gibi yemek, içecek, atıştırma, vs. serbest ve ücretsiz. Geçen akşamki gruba ek olarak iki Facebook'çu da var: Birisini C++ konferasından hatırlıyorum. Andrei beni Keith ile tanıştırmaya çalışıyor ama hem VMware'de aynı zamanda bulunmuşluğumuz ve oradan aşinalığımız var, hem de o da zaten C++ konferasındaydı.

Yemekten sonra Andrei'nin toplantısı olduğu için bizi sepetliyor... :) David Palo Alto'ya bisikletle dönerken ben anlaştığımız kafeye varıyorum ve onu beklemeye başlıyorum. Birbirimize saydamlarımızı gösteriyoruz; bir kaç yazım hatası var; bir iki fikir alışverişi... O bana LDC'yi gösteriyor. dmd'nin ön tarafının ürettiği ara dilin (IR, intermediate representation) LDC tarafından nasıl kullanıldığını ve kodun nasıl eniyileştirildiğini öğreniyorum. O Google'ın kampüsünü görmek için orada çalışan bir arkadaşına gidiyor; ben de Manu'yu alıp akşamki ACCU toplantısına götürmeye gidiyorum.

Salı akşamı ACCU toplantısına Manu'yla varıyoruz. David de geliyor ve D forumlarından ismini tanıdığımız üç kişi daha var: Brian, (diğeri kimdi?), ve Zach (Philadelphia galiba). Manu'nun sunumu iyi geçiyor. Remedy Games'in D'nin özelliklerinden nasıl yararlandıklarını öğreniyoruz. Özellikle UDA hayat kurtarıcı olmuş. opDispatch'in de yararlı bir kullanımını görüyoruz. Toplantıya ortalamanın altında insan geldi: Normalde 30-50 arası olur; bu sefer yalnızca 20 kişiydik.

ACCU toplantılarından konuşmacı da dahil, birlikte yemeğe gideriz. Manu, David, Ali, Zach, ve Symantec'ten Art... Yemek güzel geçiyor; en azından biraz olsun Art'ın beynini yıkıyoruz. Steven Schveighoffer (Boston değil ama ona yakın bir yer) telefon ediyor; uçağından inmiş; ama yemeğe yetişmesi olanaksız. Yemekten sonra Manu'yu oteline götürüyorum ama önceki akşamın aksine, ortalıkta D'ci kimse kalmamış; herkes odasına çekilmiş.

Çarşamba sabahı 8'de Steven'ı otelinden alıyorum. (Araba kiralaması gerekmesin diye onun sürücüsü olmaya gönüllü olmuştum.) Forumlarda çok beğendiğim Steven ile de tanışmış olmak harika.

Konferans Facebook'un içindeki Epic Cafe'nin üst katında. Salon herhalde 150 kişilik filan olmalı. Toplam 60 kişi kadarız. Rahat ve seyrek olarak oturuyoruz. Ben en ön sıranın ortasını kapıyorum ve üç gün hep orada duruyorum. Salondaki kayıt sistemi harika. Bizim için çalışan bir kayıt yönetmeni, bir kayıt teknisyeni, bir kaç tane mihmandar (sonra yalnızca birisi kaldı); biz ortama dağılmayalım diye bizim katın iki ucunda güvenlik görevlileri. Anlamak kolay: Biz oradayken bile Facebook kampüsünün önünde aleyhte gösteri yapılıyordu. Facebook'a kızgın çok. Kampüs içinde kendi başımıza olamıyorduk; girişten beri bizi hep bir karşılayıcı alıp salona getiriyordu.

Bütün Facebook çalışanları bize çok kibar davrandılar. Ortalıkta yoğun bir nezihlik vardı.

Her gün kahvaltı ve öğle yemeğimiz geliyordu.

Tişört tasarımını daha önce görmüştüm. Arkasında konuşmacıların isimleri sıralı. Kendi adımı Walter, Andrei, vs. ustaların sırtında görmek gurur verici...

Başka bir sürü D'ci ile tanışıyoruz. Ben o ana kadar tanıdıklarımı başkalarına tanıştırıyorum. (Zaten başından beri bende bir evsahipliği hissi var ve öyle de davranıyorum. Nasıl olsa oralıyım. :))

Daha önce hem PayPal'da hem de VMware'de birlikte çalıştığım Ben Gertzfield'le kucaklaşıyoruz. O da konuşmacılardan birisi. Hem cin gibidir hem çok çalışkandır. Önceki gün de karşılaştığım Keith de orada. Başka Facebooklular da var.

Walter'ın konuşması başlıyor. Genel olarak daha önce gördüğüm konuşmalarına çok benzeyen ve D'nin gücünü gösteren bir konuşma yapıyor. Başkalarının senereldir "yapamazsınız" demelerine rağmen işte burada olduğumuzun altını çiziyor. İçeriğin çok teknik olduğunu söyledikten sonra sunumları tanıtıyor. Ali'den yazdığı kitaba değinerek bahsediyor.

Walter'ın konuşmasının sonunda Chuck Allison söz alarak üniversitede D okuttuğunu hatırlatıyor ama kitap sıkıntısına değiniyor: Andrei'nin TDPL'i biraz eskimeye başlamış. Andrei kendisi, "Ali'nin kitabı internet'te mevcut" diyor. Chuck'ın haberi yokmuş. Ben araya girip başka bir üniversite hocasından haber aldığımı, onların da benim kitabı kullanmaya karar verdiklerini söylüyorum.

Aslında Chuck'ı da tanıyor sayılırım: Daha önce ACCU toplantılarımızdan birisine dinleyici olarak katılmıştı. (Konferans sırasında tanışıklığımız daha da artacak.)

Sıra geliyor bana! İmdat! :) Söze bu konferansı sağlayan herkese teşekkür ederek başlıyorum, "Walter içerik çok teknik dedi ama benimki son derece temel konular üzerine" diyorum ve öylece akıp gidiyor.

Konuşmamdan pek memnun değilim. Hatta, Ben'in en sonda sorduğu soruyu bile tam yanıtlayamıyorum. Ama konuşma sırasında sorulan soruların bazılarını akıllıca Walter ve Andrei'ye şutlamayı başarıyorum. :)

Her konuşmadan sonra 5-10 dakika ara var. İnsan psikolojisi: Bakıyorum, salt konuşmacı sıfatına sahip olmak bile başkalarının bana biraz değişik davranmalarına neden oluyor gibi. Bana daha bir iyi davranıyorlar. Bir kişi gelip "konuşmanızda Scott Meyers havası sezdim; profesyonel konuşmacı mısınız" diyor. Gurur! :) (Daha sonra bir kaç kişi daha iyi bir konuşma olduğunu söyleyecekler.)

Benim derdimin bitmiş olmasının da katkısıyla ben gittikçe havalanmaya başlıyorum. :) İnanılır gibi gelmiyor. DConf olmuş, konuşmacı olmuşum, kitaptan her fırsatta "çok iyi", "siz çevirir çevirmez hemen okuyorum", vs. gibi bahsediliyor. Konuşma kaydedildi ve binlerce kişi daha görecek. Gerçekten inanamıyorum... :)

Sıra Robert Schadek'te. Yüksek lisans konusu olan bir derleyici anlatıyor. Ne yazık ki pek hayata geçirilecek gibi görülmüyor. Bizlerin de yararlanabilmesi için üzerinde çok çalışılması gerekecekmiş.

Dmitry gelemediği için konuşması iptal edilince onun yerine aslında son gün konuşacak olan Ben konuşuyor. D ile bir dependency injection çatısı yapmış:

  https://github.com/bgertzfield/deject

Nefis! D gerçekten çok güçlü bir dil...

Sıra Manu'da: Bir önceki akşam ACCU'da yaptığı sunumunu bir kere daha izliyorum.

Sonra Sociomantic'te çalışan Leandro Lucarella o firmada kullandıkları D1'in çöp toplayıcısını nasıl değiştirdiklerini ve nasıl ancak o sayede istedikleri hızı bulabildiklerini anlatıyor. Herşey çok güzel ama biraz hayal kırıklığı duyuyorum çünkü bunun da hemen D'ye eklenmesi kolay iş değil.

Son oturum, Walter ve Andrei'nin tabure üstünde sorulara yanıt vermeleriyle geçiyor. Ben tam Andrei konuşurken ağzımdaki kahveyi bir bulut halinde öksürüyorum ve Andrei "garip bir şey mi söyledim" diyor; gülüyoruz. :)

Bu ilk günün sonunda Andrei'nin de parçası olduğu Facebook HipHop grubunun konuğu olarak yine konferans katında kokteyl gibi ayakta sohbete devam ediyoruz. Bira, şarap, atıştırmalar, vs. Burada Andrew ve başkalarıyla sohbet ediyorum.

Ondan sonra neredeyse grubun üçte biri yine Walterlar'ın kaldıkları Aloft otele gidiyoruz ve orada sohbetler devam ediyor. Yirmi kadar kişiyiz. Her an dört beş grup toplanmış ya salt arkadaşça ya da teknik sohbetler geçiyor. Steven'ı oteline bırakıyorum; sonra eve.

Perşembe günü yine konferanstayız.

Iain GDC'yi tanıtıyor.

Martin Nowak shared kütüphanelerin D'de kullanılmasına yardımı olan çalışmasını anlatıyor.

Adam Wilson, C# kodlarını D'ye geçirirken nelerle karşılaştıklarını anlatıyor. Bunlardan bazıları D'de kolayca bulamadığı olanaklar. Ama olsun: bu konular çok önemli.

Vladimir Panteleev'in vibe.d'yi de tanıttığı konuşması çok etkileyici. Vladimir D forum programını yazan kişi. vibe.d'yi yazan Sönke Ludwig'in de adı geçiyor. vibe.d'nin özellikle seneye müthiş bir çatı olacağını görüyoruz. Şimdi bile çok güçlü ama sorulan bazı olanakların gerçekleştirilmekte olduğunu duyuyorum. (Neler olduklarını hatırlamıyorum.)

Rainer Schütze D için bir precise çöp toplayıcı tanıtıyor.

Maxime Chevalier-Boisvert D ile yazdığı bir JIT'i tanıtıyor. D'nin hangi olanaklarının işine çok yaradığını ve hangi taraflarının eksik kaldığını anlatıyor.

Andrew'nun konuşması da çok ilginç ve aslında D ile ilgili sayılır: Andrew orduya bilgisayar teknisyeni olarak girmiş. O zamanlar internette gezinirken WheatoniX diye bir işletim sistemini duymuş ve satın almak için düğmesine de basmış:

  http://www.thinkgeek.com/stuff/looflirpa/wil.shtml

Sonradan bunun bir 1 Nisan şakası olduğunu farketmiş ama acayip bozulmuş ve kendisi bir işletim sistemi yazmaya karar vermiş. (Aslında zamanında şakadan çok kaka gibi bir sayfa varmış. :)) İşletim sistemini yazmak için programlama dili araştırırken de D'yi bulmuş. Walter'a, Chuck'a, ve başka bir kaç kişiye mesajlar yazmış. Söylediğine göre yalnızca Walter, Chuck, ve belki bir kişi daha yanıt yazmış. Andrew o zamandan beri D'ye bağlıymış ve işte o yüzden de cebinden 5 bin dolar katkıda bulunarak bu konferansın gerçekleşmesini sağlamış. Walter konferans boyunca hep minnettarlığını gösterdi. Åkerön, Andrew'nun kuracağı firmanın ismiymiş. Konu olarak doğal dillerle ilgili programlar içeren bir site olacakmış ve bir de ordudan emekli olanlara yardım verecekmiş. Konuşma sırasında eğitici sitelerin eksikliğine de değindi ve "örneğin neden dtutor.org" diye bir site yok dedi. Konuşması bittiğinde de Andrei "o site ismini sen konuşurken aldım" dedi. :) Andrew'nun amacı o siteyi geliştirmek.

Akşam yine Aloft'tayız ve yine bol sohbet devam ediyor. Sanki bu sefer otuz kişi kadarız... (Acaba "rvalue references" konusu bu gece mi bağlanmıştı önceki gece mi? Neyse...)

Cuma günü sunumlar sanki daha bir güzel. Özellikle Don Clugston'ın konuşması çok etkileyiciydi. (Kendisine söylemeyin ama kağıttan okumasa çok daha iyi olurdu. ;)) D'yi son derece öven bir konuşma yaptı. Don, DConf'un destekçilerinden olan Sociomantic'i kuranlardan birisi. Kurulduklarından beri D1'i kullanıyorlar ve dışarıdan tek kuruş para almadan büyümeye devam ediyorlar. Ürünleri çok ilginç: Bir kullanıcı siteye gittiğinde bunların ürünü anında reklam alanı için açık arttırma başlatıyor ve o alana en fazla parayı verenin reklamını yerleştiriyor. Bütün bu olayın 50 milisaniye içinde tamamlanması şart. Çok hız gerektiren bir durumdalar. Don D'yi öve öve bitiremiyor...

Hemen sonrasındaki Stefan Rohe'nin durumu da benzer: Avrupa'da toplu taşıma araçlarında ve istasyonlarda kullanılan yolcu bilgilendirme sistemlerinde çalışan ürünlerinin %80'ini D ile yazmışlar! Bunlar D için çok önemli konular: Remedy Games, Sociomantic, ve bu adamların firması (açıklamadılar) D'ye bel bağlamışlar ve ondan kâr ediyorlar.

David Simcha'nın konuşması çok güzel ve aslında benim yapabilmek istediğim bir konuşma. Çok yararlı kodlama yöntemlerinde 6-7 tanesini tanıtıyor. Bunlar arasında hatalara açık olmasıyla kötü ünlenmiş olan double-checked locking yönteminin D'de nasıl daha kolay ve doğru olarak sağlandığını gösteriyor. Walter'ın bile bu yöntemden haberi yokmuş; bunun D'nin gücünü gösteren çok güzel bir örnek olduğunu söylüyor.

David LDC'yi anlatıyor ve nasıl çoğu durumdan dmd'den %30 daha hızlı olabildiğini gösteriyor.

Ben bu arada Salih'in sorusunu David'e ve Iain'a şahsen soruyorum ve yanıtlarını bizim foruma yazıyorum. :)

Manu ikinci konuşmasında işlemcinin SIMD olanaklarından yararlanmayı sağlayan D olanaklarını anlatıyor ve içine kolayca düşülebilecek tuzaklara değiniyor. Bunlar da Remedy Games'in ihtiyaçları doğrultusunda eklenmiş olan olanaklardı:

  http://dlang.org/simd.html

En son olarak Andrei bundan sonra nereye gittiğimizle ilgili bir konuşma yapıyor. Bu konuşma sırasında Ali'nin kitabının yine adı geçiyor.

Konferansın sonu... Kimse ayrılmak istemez gibi... Sohbetler devam ediyor. Uçaklarına gidenler ayrılıyorlar. Yine yirmi kadar kişi Aloft'a gidiyoruz. Sıkı sıkı el sıkışarak ayrılıyoruz. Herkes arkadaş olmuş; her yüz gülüyor. Bütün olay gerçekten başından sonuna kadar sihirli bir havadaydı. DConf'un seneye de kesinlikle yapılacağından Walter, Andrei, ve herkes emin. Bu hızı kesmemek gerek...

Ali
acehreli (Moderatör) #6
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
acehreli:
David Simcha'nın konuşması ... hatalara açık olmasıyla kötü ünlenmiş olan double-checked locking yönteminin D'de nasıl daha kolay ve doğru olarak sağlandığını gösteriyor. Walter'ın bile bu yöntemden haberi yokmuş; bunun D'nin gücünü gösteren çok güzel bir örnek olduğunu söylüyor.

Ben yukarıdaki paragrafı yazarken David Simcha tam da o konunun makalesini yayınlamış:

  http://davesdprogramming.wordpress.com/2013/05/06/low-lock…

Ali
acehreli (Moderatör) #7
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Cuma gününün başka bir ilginç olayı, Sociomantic'ten birisinin öğle tatilinde benimle söyleşi yapmasıydı. Bloglarına koyacaklarmış. Kitabı sordular ben de yine ilk Türkçe yazıldığını filan anlattım. (Bu Türkçe konusunu biraz yavaşlatsam iyi olacak yoksa artık itici geleceğinden korkuyorum.)

Ali
Avatar
Salih Dinçer #8
Üye Ock 2012 tarihinden beri · 1912 mesaj · Konum: İstanbul
Grup üyelikleri: Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Eline sağlık hocam; vakit ayırıp ayrıntılı izlenimlerini aktardığın için...

Her ne kadar aralarında resim arasam da bunun (eğer istersen) PDF'ini yapacağımız sırada fotoğraflar koyabiliriz. O zaman bu zengin cümleler içinde, oradaki ortamı zihnimize adeta kazınmış ve/veya orada bulunmuş gibi hatırası olacak. Zaten makale kısmı zor bölümüydü ve işin çoğunu götürdü...:)

Okurken, zaman zaman aralar verdim. Hem tamamını okuyacak sabrı gösterebilmek için (ama yine bir kere daha okuyacağım) hem de aralardaki bağlantıları incelemek için bunu yapmalıydım. Deject'den, 1 nisan şakası WheatoniX'e kadar epey bir eğlenceli yolculuktu. Hele bunun konserve edilmiş olduğu ve istediğim zaman kapağını açıp yoğun lezzetinden faydalanacağımı düşünürsek, sanırım hemen bitecek bir yolculuk olmayacak. Hatta Deject'e başka bir başlıkta değinmek istiyorum çünkü tam anlamadım!

Sorabilir miyim; acaba Andrei ve Walter'a  şutladığın sorular neyle ilgiliydi...:)

Anladığım kadarıyla sadece sunum sonu soruları değil, aynı zamanda gün sonu "tabure üstü cevaplar" da yapılmış; yoksa bu sadece tek gün mü yapıldı? Tabi en iyisi, yakında yayınlanacak olan vidyoları izlemek olacak. Ama ne yaparsak yapalım otel lobilerindeki, belki değinmediğin başka mekanlarda yapılan sohbetlere dair tam olarak bilemeyeceğiz şeyler var. Belki bu yaz ana vatan seyahatinde, aklına gelenleri sohbet sırasında değinir ve anılarını bizlerle paylaşırsın?

Kolay gelsin (iyi haftalar...)
Bilgi paylaştıkça bir bakmışız; kar topu olmuş ve çığ gibi üzerimize geliyor...:)
acehreli (Moderatör) #9
Kullanıcı başlığı: Ali Çehreli
Üye Haz 2009 tarihinden beri · 4527 mesaj
Grup üyelikleri: Genel Moderatörler, Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Salih Dinçer:
fotoğraflar koyabiliriz

En az iki kişi çok yetenekli fotoğraf makineleriyle bol bol fotoğraf çektiler. Andrei onları da dconf.org'a koyacakmış. Benim çektiğim uyduruk resimleri onlardan sonra düşünelim.

Deject'e başka bir başlıkta değinmek istiyorum çünkü tam anlamadım!

Birim testleri bizim unittest bloklarındaki assert'lerden daha fazlasını gerektirebiliyor. Örneğin, ağ üzerinden yanıt bekleyen bir işlevi test etmek için her zaman ağa bağlı olmanın gerekmesi, veya olasılıkla bir istemin saniyelerce beklenmesi testi olanaksız hale getirebiliyor.

Onun yerine, test edilen olanağa test sırasında "al, ağ iletişimi için şu nesneyi kullan" demek işleri kolaylaştırıyor. Test sırasında oluşturulup test edilen olanağa verilen bu yardımcı nesnelere yalancı, sahte anlamına gelen mock nesneleri veriliyor. O mock nesnelerinin kurulmaları ve test edilen olanağa verilmeleri ise dependency injection konusu.

Evet, başka konuda devam edelim ama öncelikle anlanması gereken kavramlar şunlar: mock ve dependency injection.

acaba Andrei ve Walter'a  şutladığın sorular neyle ilgiliydi

Hatırlamıyorum bile. :) Önceki akşam Walter'la immutable değişkenlerin eniyileştirilebilmeleri konusunda konuşmuştuk. Başkaları da duysun diye ona yanıtını tekrarlattığımı hatırlıyorum.

gün sonu "tabure üstü cevaplar" da yapılmış

Yalnızca ilk günün sonundaydı.

bu yaz ana vatan seyahatinde, aklına gelenleri sohbet sırasında değinir ve anılarını bizlerle paylaşırsın?

Çok isterim ama ne yazık ki bu yaz Türkiye seyahati galiba olamayacak. :( Belki kışın gelerek telafi ederim... :-/

Ali
Avatar
mert #10
Üye Ara 2010 tarihinden beri · 194 mesaj
Grup üyelikleri: Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Ali Hocam,
Aktardıklarınızı heyecan içinde okudum, ve yaptığınız işin ne derece önemli olduğunu bir kez daha düşündüm. Şu kitabı yazmanız ve ardından diğer dile çevirmeniz, çalışmanızın üniversitelerde kaynak olarak okutulmaya başlanması önemlinin de ötesinte. Hele de konferansa konuşmacı olarak katılmanız bunların üzerine tam kaymaklı kadayıf.
Hah, hazır konu kadayıf'a gelmişken bu seneki Türkiye ziyaretinizde rakılar ve balıklar benden diye ekleyeyim.
Tebrik ve teşekkürlerimle :-)
mert
Avatar
Salih Dinçer #11
Üye Ock 2012 tarihinden beri · 1912 mesaj · Konum: İstanbul
Grup üyelikleri: Üyeler
Profili göster · Bu konuya bağlantı
Yanıtlanan mesaj #9
acehreli:
Çok isterim ama ne yazık ki bu yaz Türkiye seyahati galiba olamayacak. :( Belki kışın gelerek telafi ederim... :-/
İşte buna üzüldüm ve hepimiz üzüleceğiz...:(

Sanırım bir B planı düşünmemiz lazım. Hatta bunu düşünürken C'si aklıma geldi bir an için. Hani çocuklara yapılır ya karşısına aniden çıkıp "ceee" denir, güldürülür. Hmm olabilir, neden olmasın...:)

Her şeye rağmen gönlümüzdesiniz Ali hocam; istediğimizde çıkarıp "hello" diyebiliriz. Japonlar'ın bu dile yoğun ilgisini ve de bizim onlarla çok ortak noktamız olduğunu düşünürsek, şu an öğrenimine devam edenlerin de gönlüne pekala girebilirsiniz. Acil bir eylem planı yapmak lazım.

Sevgiler, saygılar...
Bilgi paylaştıkça bir bakmışız; kar topu olmuş ve çığ gibi üzerimize geliyor...:)
Doğrulama Kodu: VeriCode Lütfen resimde gördüğünüz doğrulama kodunu girin:
İfadeler: :-) ;-) :-D :-p :blush: :cool: :rolleyes: :huh: :-/ <_< :-( :'( :#: :scared: 8-( :nuts: :-O
Özel Karakterler:
Bağlı değilsiniz. · Şifremi unuttum · ÜYELİK
This board is powered by the Unclassified NewsBoard software, 20100516-dev, © 2003-10 by Yves Goergen
Şu an: 2017-11-18, 04:09:43 (UTC -08:00)